Kadın Olmak Zor!

Kadın Olmak Zor!

526
0
PAYLAŞ

Her gün gazete manşetlerinde kadın cinayetleri görmeye o kadar alıştık ki neredeyse artık “yine mi aynı konu” deyip geçeceğiz. “Kadın cinayetlerine dur” demek bir türlü yeterli tepkiyi almıyor. Bu konuya ilk başta değinmek istedim. Çünkü kadın cinayetlerinin bir diğer yönü daha var. Manşetlerde yer alan cinayetlerin arka perdesinde yürek burkan hikâyeler yer alıyor. Bir kadının cinayete kurban gitmesi için eylemi işleyen bir zanlıya gerek kalmıyor. Kadınların omuzlarına yüklenen kültürel baskılar, ‘sen kadınsın’ düşüncesinden kurtulamayan ve yıllarca susan, bıkan ve hayatına son veren kadınları da cinayet listesine ekleyebiliriz. Kadının hayat mücadelesi küçük yaşta başlıyor…

kadin-olmak-zor

Benim nezlimde bir kadının cinayete kurban gitmesiyle tek başına hayatta kalma mücadelesi de bana göre terazide aynı değeri taşıyor.

Geçenlerde yakın bir dostumu yeni açtığı iş yerinde ziyarete gittim. Yeni kurulan bir işletme olunca işlerde bir hayli yoğun geçiyor. İşyerinde tüm elemanlar canla başla çalışıyor. (Bir aile var diyebiliriz.) İş yerini gezerken mutfak kısmına girdim. Masanın üzerinde bir psikoloji kitabı duruyordu. Dikkatimi çekti, “Bu kitap kime ait” diye bir soru yönelttim. Mutfaktan sorumlu olan 34 yaşlarında bir kadın kırık Türkçe’siyle “Bana ait, ben okuyorum.” dedi. (İşin ilginç tarafı tabi ki kadının kitap okuması değil.) Kitap üzerinden konuşmaya başladık. Konuşma devam ederken kadının isminin Zehra olduğunu öğrendim. Artık kadına “Zehra Abla” diye hitap etmeye başladım.

Zehra Abla 34 yaşında ilkokul mezunu 4 çocuklu bir anneydi. Kendisine dört çocuk ile nasıl çalıştığını sordum. Böylelikle bir kadının zorlu hayat mücadelesine de şahitlik etmiş oldum. Zehra Abla, “4 çocuğum var, eşimden boşandım ve çocuklarıma bakmak için çalışmam gerek.” dedi. Türkiye geneline baktığınızda Zehra Abla, gibi olan birçok kadın kaderine boyun eğip evliliğini sürdürmeye devam ediyordu. “Peki, neden Zehra Abla boşanma kararı almıştı?” sorunu aklımdan geçirdim ve direk sordum. Zehra Abla, “ Beni defalarca aldattı, benimde bir gururum var.” diyerek devam etti; “13-14 yaşında beni görücü usulüyle evlendirdiler, 15’ime gelmeden anne oldum. Yaşam mücadelesi işte memleketten İstanbul’a geldik. İlk kızım üniversite öğrencisi… Eşim beni sürekli aldatıyor. Her seferinde göz yumdum ama olmadı, boşandım. Burada 1.500 TL’ye çalışıyorum, ev kira ben de sigortamı yaptırmadım çünkü devlet çocuk parası veriyor. Eve aylık 2. 000 TL para giriyor, 1.000’TL kira ve faturalara gidiyor. 1.000 TL ile de yaşamaya çalışıyoruz.” dedi. Zehra Abla’nın anlattığı hayat mücadelesi karşında sadece “Allah yardımcın olsun.” demekle yetindim.

Demek istediğim şu; Zehra Abla gibi onlarca kadın kısa ömürlerinde hayat mücadelesi vermeye devam ediyor. Kadınların zorlu mücadelesi ölüm ve tacizle bitmiyor. Bir ömrü çocukları ve sevdikleri için heba eden kadınlara selam olsun!

BİR CEVAP BIRAK